30.10.2007 - öfke, şehitlik, vatan ve barış üzerine..
öfke, çaresizlerin tek silahıdır. cehalet gücünü en fazla öfkeden
alır. anlayışa yer vermez öfke, empatiyi yok sayar. gücün kontolünü de
engeller öfke. öfkeyle kalkan zararla oturur der atalarımız. yedi
ölümcül günahtan birisidir öfke.
öfkeliyiz bugünlerde, kitleler olarak. sokağa çıkıyoruz,
öfkemizi göstermek için her yolu deniyoruz. bayraklar asıyoruz
penceremize, siyahlar giyiniyoruz, askerlik için başvuruda bulunuyoruz.
internetten mesajlar atıyoruz. çoğu zaman kontrol edemiyoruz öfkemizi
ve camlar kırıyor, linç ediyor, dükkan bile yağmalıyoruz.
öfkeden kaynaklanan histerimiz boyumuzu çoktan aşmış durumda. bu nedenle sonuçlarını hiç düşünmeden savaş istiyoruz toplumca.
ama
unuttuğumuz, belki de hatırlamak istemediğimiz şeyler var. ders
almıyoruz hayattan. giden canlara üzüldüğümüz kadar gidecek canlara
üzülmüyoruz. öfkemiz merhametimizi yıkmış, paralamış. görmüyor gözümüz
hiçbir şeyi. neden onca insanın şehit olduğunu da görmüyoruz.
şehitlik kelimesi için yapılmış düşüncelerimle birebir örtüşen bir tanıma rastladım nette: "ölen birinin ardından kullanıldığında, diğerinin "sadece ölü" olduğunu,
ötekinin değersizliğini, ifade eden sözcük. aynı zamanda ölümü
kutsamaya yarayan harfler bütünüdür. oysa ölüm hiç de kutsanası değil.
hele gencecik insanların bu dünyadan vakitsiz ayrılmalarının yarattığı
acı tarifsiz. birbirini öldürmek için onları karşılıklı kurşun sıkmaya
zorlayan iradelerin, kendilerine haklılık payı yüklemek için
kullandıkları sözcüktür bu. yaşamlarına kastedilen gencecik insanların
aslında hiçbir değeri olmadığını söylemenin bir başka yolu. yaşamdayken
suratına bile bakmadıkları, ellerine silah verilip tığ teber şah merdan
dağlara salınan o çocuklara bir anda biçilen payedir aynı zamanda. hele
de son dönemde yaşananlar göz önüne alındığında, birbirlerine tetik
çekmek zorunda bırakılan insanların ölümleri üzerinden kendilerine
verilen payedir "şehitlik". bir sanal mertebedir. söz konusu sanallık
barışın reddi, insanlığın katli, şiddetin meşruiyeti, yaşamın
değersizliği, bireyin hiçliğidir. ölümlere değer yüklemek kan
dökenlerin yapacağı iştir. aslında hayatta kalması icap eden genç -
yaşlı insanların gözden çıkarılmışlığına çare ise kuşkusuz barıştır.
kan dökülmesine dur demek, hayatı bedeninden akıp giden gençlere
yeniden, onlar ölmeden değer vermekle mümkün olabilir oysa. bu nedenle
söylenmesi gereken şudur: "barış hemen şimdi"(deepdiver-ekşi sözlük)"
karşımızdakinin
öfkesi bizimkini kamçılıyor, kısır bir döngü içine sokuyor ruhlarımızı.
ve bu kısır döngüde nice gencecik fidanlar soluyor ve daha niceleri
solacak. bir kere de "niçin bu öfke?"diye sormak gelmiyor aklımıza.
"niçin solan bunca çiçek?" demiyoruz. öfkemiz rehberliğinde hep solsun,
daima solsun istiyoruz. vatan için dökülen kanların hepsi helaldir diyoruz da, niçin bir
kere de "kan dökmeden vatanı korumanın yolu yok mudur?" diye
sormuyoruz? niçin savaşla değil de barışla vatanı korumanın yolunu
aramıyoruz?
ne gerek var düşünmeye değil mi? nasılsa öfkemiz alır götürür bizleri bir yerlere..
benimle
aynı fikirdeyseniz, kendinize saklayın fikirlerinizi, söylemeyin
kimselere. her an her yerde linç edilebilirsiniz barış istiyorsunuz
diye.
ama aynı fikirde değilseniz buyrun biraz da bana cevap verirken bileyin öfkenizi..